-Pencere açılsın
-Kardeşimin laptop'undan bildiriyorum. Bu lanet, ufak aletleri nasıl kullanıyorsunuz? Yazının devamındaki imla ve noktalama hatalarından ben sorumlu değilim
-İnsan yazma isteği duyunca malzeme de kendiliğinden çıkıyor bunu anladım. ''Ulan uzun zamandır penceremden yazamadık'' diye düşündüğüm günden beri malzemeler birikmeye başladı, e biz de yazalım dedik.
-Tespitlere geçmeden önce klasik köşesimizi yürürlüğe koyup eski türkçe pop şarkılara dönelim. Geçen hafta Sakarya'ya gelen pek sevgili dostum Çağrı'yla oturduk gece üçten dörde hatta beşe kadar Mustafa Sandal dinledik. Çok güzeller be arkadaş, ne şarkılar varmış. Şimdi size bir tanesini paylaşıyorum siz aşağıya doğru devam ediyorsunuz :
tık -isyankar ve ondan sonraki şarkıyı geçin arkadaş, eskiler diyoruz eskiler.-
-Yağmuru romantik filmlerde kullanmayı ilk akıl eden adam çok zorlanmamış olsa gerek.. Bu derece olayı etkileyen bir hava şartı olabilir mi? En güzel günlerim hep yağmurlu..
-İlk önce-laptoptan buraya ben önce yazıyorum mesela, aşağı satıra bi geçiyorum bakıyorum sadece e yazıyor, kelimenin önc kısmı da yazının bi yerine kaçtı kesin..- anlatmak istediğim şey 'poşetinden yemek yiyen, sonra kendi şişesinden su içen teyze'. Bu zaten hepimizin bildiği, değer verdiği, saygı duyduğu bir olgu fakat buraya taşımamın sebebi şu : Bugün sevgili sevgilimle buluştuğumda bana minibüste poşetinden yemek yiyen teyzeyi ve ağzının etrafında kalan ekmekleri anlattı. Ben de midesi bulansın diye ısrarla ''O poşetin içinde kesin tavuk vardı, elleriyle koparıp koparıp yedi ıyyyy'' dedim de durdum. Midesi de bulandı pek tabii ama işin ilginç yanı ben buluşma sonrası eve dönmek için trene bindiğimde rastladı. Aynı tarzda bir teyze poşetin içine gömüldü, ben hayretle izliyorum. Ekmeği aldı, yedi ve ağzının kenarlarında kaldı. Daha sonra suyu çıkardı ve o etiketi tamamen beyaz olmuş şişesinden suyunu içti. Ben hayretler içinde kaldım, hala da öyleyim ama poşetin içinde tavuk yoktu, vallahi bak..
-'Doğum günü yaklaşan sevgiliye neler hazırlamalı?' aylarındayım, fenalardayım..
-Ve artık klasikleşen köşemiz; toplu taşıtlar.. İki maceramız var ilk önce en yakın zamanda olanı anlatayım. Sakarya'dan İstanbul'a yine trenle gelirken 'toplu taşıtlarda dışarıda konuştuğundan daha sesli konuşan utanmaz kız'la karşılaştım. Tabii ki benim hemen yanımdaydı ve bir çok özel sırrını öğrendim. Anlamadığım şey insanlar hiç mi farkında değil ne kadar dikkat çektiklerinin? Yoksa amaç dikkat çekmek mi? Ben bu gibi düşünceler içinde savrulup giderken şu cümleyi duydum : ''Ya çok yoğunum be canım, sınavların ensesini hissediyorum yani ben sana o derece söyliyeyim'' ve sustu. Dakikalar sonra sustu ve utangaç bir sesle ekledi ''Enseme hissediyorum yani canım neyse yanlış oldu''
-Kadıköy ve Bostancı ''dünyanın en hisli mekanları'' listesine ilk iki sıradan ve kafadan girer.
-İkinci kahramanımız ise 'toplu taşıma araçlarında bulunan arkadaşına kız arkadaşını anlatan çocuk ve arkadaşının yaşadığı baskı'. Bu çocuğu hepimiz tanıyoruz ve doğal olarak kız bunun peşinden koşuyor ama bu hala diğer kızı seviyor. Kızı uyarıyor, ''bana bağlanma'' diyor ama kız hala köpek. Neyse bu arada arkadaşı ezilip, büzülüyor. Bağırarak söylenen iddialara, ''Hangisi abi Esra mı?'' şeklinde fısıldayarak cevap veriyor ve montu artık onu sıkmaya başlıyor. Sonrasında klasik ilerleyen bu sohbete çocuğun ''Abi ben herkesle anlaşamıyorum, kızlar beni anlamıyor ama sen? En samimi dostumdan daha çok anlıyorsun beni çünkü seninle aynı ''Türkçeyi'' konuşuyoruz..'' sözü damga vuruyor. Hayır ben buna kızmıyorum, diğer çocuğa üzülüyorum, off şu an yine çok üzüldüm. Çocuk ''Haklısın abi, iletişim önemli'' diyerek geçiştirdi muhabbeti, ne desin ki? O minibüse bi daha binmese yeridir. Bu arada ek olarak belirtmek isterim ki anlatan elemanın saçının önü dik, ortası yatık, arka kısmı ise büyük bir şekilde daha dik. Tanıdınız mı?
-Bir işletmenin garsonu kişisel işleri için dışarı çıkıyor ve dönüş yolunda, işletmeden metrelerce uzakta sizi görüp, tanıyıp ''İyi günler'' diyerek gülüyorsa o işletmeye ölürüm ben, samimiyetine kurban olurum. Mano Burger canımdan öte cansın.
-Elli yaş üstü kadınların aynı kuaföre gitmedikleri, aynı kısalıkta ve aynı toklukta saçlarını kestirmedikleri daha güzel bir dünya istiyorum, bu kadar.
-Sınavlarım hakkında merak edenler olmuştur. Okuyan bir kaç kişi var. Vizeler itibariyle hayatımın en iyi notlarını almış bulunuyorum. 0.6 ortalamadan gelip 2'ye yükselen bu yolda bir mucizeyi gerçekleştirmek üzereyim. Öyle ya da böyle dua eden, iyiliğimi isteyen, bir şeyler uman herkese ve herkesten önce hayatımı tamamen rayına oturtan, dünya sınırları içinde, ders konusunda erkek arkadaşına iyi gelen ilk sevgili olan sevgilime çok teşekkür ediyorum. Bu dönem önüme koyduğum bu hedefi halledeceğime inanıyorum, o yüzden elimden geleni de yapıyorum. Aranızdan gerçekten hedeflediği bir şeyleri olan ve bunları gerçekten isteyen varsa ben de onlar için iyi şeyler umuyorum. Gerçekten istiyorsanız oluyor, 'gerçekten' oluyor..
-Sizleri kişisel yaşam uzmanlığı kursuma davet edeceğimi sanıyorsanız, yanılıyorsunuz sevgili okurlarım, sadece her şey çok yolunda gidiyor.. -o kadar fazlasınız ki size artık siz olarak hitap ediyorum-
-Kapatırken özel çalıyoruz,
tık.
-Pencere kapansın.
-Saygı benden.