20 Aralık 2011 Salı

Bir Kitap İnsanın Hayatını Ne Kadar Değiştirebilir?



Şu hep bahsettiğim not olarak da insan ilişkileri olarak da dibe vurduğum dönemin tam ortasındaydım. O dönemler -ve bu dönemler de- istediğim kadar sık kitap okuduğum dönemler değildi ama genelde kitaplarım birden esmiştir ve o an alınmıştır. Yine öyle birden esti ve kitapçıya gittim. Tayyip Erdoğan'ın musevi, Deniz Baykal'ın hristiyan olduğunu anlatan ve en çok satan kitapları geçtikten sonra yeni çıkan kitapları gördüm. Açık ve net konuşmak gerekirse aşk kitaplarını pek sevmem, o kısımlara da pek takılmam. O dönemlerde de 'bilgi' toplamak için kitaplar arıyordum ama gözüm bir romana ilişti. Genelde böyle 'ilişme' durumları olurdu ama sonrasında hiçbir yararını gördüğümüz olmamıştı.

Neyse efendim, kitabın kabı aşırı ilginç olmasa da beni etkiledi, arkasını çevirdim ve yazarın kitaptan seçip yazdığı kısımdan bir parça okudum. ''Yine klasik meraklandırma faslı'' diyerek kitabı bıraktım. Döndüm, dolaştım bazı kitapları beğendim ama aklım ciddi şekilde o kitapta kaldı. Geri gittim, kitabı aldım, hiçbir sayfasını karıştırmadan eve doğru yürüdüm.

Aldığım kitabı ilk gün okurum, sonra bir hafta falan bekledikten sonra okumaya devam ederim, hep böyle olmuştur. Bu sefer öyle olmadı, aldım elime okumaya başladım ve bir hafta boyunca kısa kısa olmak üzere -tam olarak sınav dönemindeydim- okudum. Bir kitabın kahramanını ilk kez kendime benzettim. Benzetmeye çalıştıklarım oluyordu ama benzettiğim hiç olmamıştı.

Yaklaşık yüz elli sayfasını bitirdiğimde uzun süredir yapmadığım bir şeyi yaptım; bir kızla konuştum. Kitap bir haftadır okunmamıştı, muhabbetimiz dünya üzerinde tanımlanamayacak bir hızla ilerledi.

İki hafta sonra daha önce konuştuğum bütün kızlarda yaşamadığım o şeyi yaşadığımı anladığımda ya da artık gizleyemediğimde kitabı tekrar okumaya başladım.

Hayatımda ilk kez yaptığım bir şeyi yaptım ve o kısımdan itibaren, 'biz'i -henüz olmamış olmamıza rağmen- anlattığını düşündüğüm kısımları çizmeye başladım. Çizdikçe romanın içine girdim. Hayır, işin garip yanı romanın kadın kısmı da O'na uyuyordu. Çizdikçe çizdim ve sonunda kitap bitti.

Kitabı bitirdikten sonra, ilk buluşmamızda kitabı O'na verdim. Kitabı bir hafta olmadan bitirdi, zaten ne kadar çabuk bitirse o kadar iyiydi.

Hani şu 'yemeğe sevgi katma' muhabbeti vardır ya, onun paralelini, bir kitapla denedim, oldu. Kitabı bitirdiği gece, aklım pek başımda değilken, O'na her şeyi tek tek söyledim. O da bana söyledi.

Sonra kitapla ilgili konuştuk. 'Her cümleyi tek tek sen söylüyormuşsun gibi okudum' dedi ve ilk günden itibaren, daha ben söylemeden kitabın kahramanının bana benzediğini, 'Aa, bu senin tepkin' şeklinde yüzlerce kez söyledi ve aslında kitabın ne kadar da 'biz' olduğu konusunda karar kıldık.

Kitap O'nda kaldı ve asla bir tane daha kopası alınmayacak.

Belki kitap hiçbir şey ifade etmiyor. Belki biz yine kahramanları benzetmeye çalıştık ama aslında benzemiyor. Belki de kitabın değiştirdiği hiçbir şey yok, zaten olması gerekenler oldu ama böyle şeylere inanmayı seviyorum.

Bir şeylerin, bir şeylere neden olduğunu biliyorum. Ve bazı şeyler, bazı güzel şeylere vesile oldukları için çok değerliler.

İşte bu yüzdendir ki benim 'Saygı Vitrini'm artık bu kitaba ait, değişmez.

6 yorum:

Emilia dedi ki...

Filmini de izledin mi diye sormak istedim önce?

Eren dedi ki...

blogumun sağ üst köşesinde, profil resmime bakmanı önermek istedim önce :)

Caner dedi ki...

Kötü bitmiyordur umarım. .)

Bu arada mim!

Summer Scott dedi ki...

böyle şeylere inanmak güzel, hemde çok güzel :)

bu tarz olayları hatırlamak, anlam yüklemek, hepsi çok hoş şeyler

çok şanslısınız :)

Sazan dedi ki...

Merak uyandırdın şimdi bak, hain, okunmayı bekleyen onca kitap varken...

Altını hep çizerim ben kitaplarım, faydalarından biri de şu; yıllar sonra aynı kitabı okurken, önem derecenin ne kadar değiştiğini görüyorsun, yeni yerlerin altını çiziyor, eskiden çizdiklerine bazen gülüyorsun...

Dersler iyidir umarım, sevgiyle kal...

Eren dedi ki...

@caner

kötü bitti.

@summer

tahmin ettiğimiz kadar şanslı değilmişiz :)

@sazan

dersler iyi, kitap çizme olayı bana da bulaştı bu sıralar.

dersler iyi, hayat şu sıralar kötü.

sen de öyle..