8 Ağustos 2011 Pazartesi

Bana Her Şeyi Sevme Hakkı Verdiler, Ben Yine de Hiçbir Şeyi Sevmedim


Okeyi sevmem, batağı sevmem, kendini komik zanneden kızları sevmem, erkekleri umursamıyormuş gibi yapan kızları sevmem, sürekli aşık olanları sevmem, korku filmi sevmem, kalabalık ortamları sevmem, abartılı kutlamaları sevmem, çok arkadaşı olanları sevmem, sadık olmayanı sevmem, zeytin yağı sevmem, ketçap sevmem, maydonoz sevmem, roka sevmem, lahana sevmem, enginar sevmem, arabasının camını açıp müzik dinleyenleri sevmem, plajda kitap okunmasını sevmem, siyaseti sevmem, inancı yargılayanları sevmem, incir reçeli'ni sevmem hatta bu bir sır olarak kalsın ama şebnem ferah'ı da hiç sevmem.

Ama O'nu sevebildim. Bunca gıcıklık, uyuzluk ve aksilik arasından O'nu seçebildim.

Aslında O benden yazılarımla etkilenmeye başlamıştı, ben yazılarımın iyi olduğunu en çok o zaman düşünmeye başlamıştım bir de. Sonra aşık olunca yazamamaya başladım. Ne bileyim benim tarzım biraz sıkıntılı gibi. Yani yalnız kalmazsam, üzülmezsem ve sıkılmazsam yazamıyorum sanki. Hep bir hüzün olmak zorunda içten içe. Pencerem'in en eğlenceli sayılarında bile o yüzden biraz durgunluk vardır. Seven var, sevmeyen var ama bu böyle.

Velhasıl, ben artık yazamadığımı farkettim. Yani bir türlü içimden gelmiyor, ne bileyim her oturuşumda ''Ne yazacağım ki?'' diyorum cevabı ''Penceremden!'' oluyor sonra ''E kaç kere üst üste yazacaksın?'' diyorum, öyle kalıyor.

Neyse bu gibi düşünceler içerisinde blogu temelli kapatmayı bile düşündüm fakat yine O beni döndürdü.

Hep benden yazı bekliyormuş ve eğer daha çok yazarsam yazılarım çok daha fazla kişiler tarafından okunurmuş, ben aslında tahmin ettiğimden daha iyi yazıyormuşum.

E öyleyse yazmaktan başka bir şey gelmez elimizden.

Yarından itibaren tuturabildiğimizce bir düzende, belki biraz hafif bir başlangıçla yola koyuluyorum.

Penceremden gelir, sonra benim gençliğimi anlattığını umduğum bir Bukowski kitabıyla devam ederiz -henüz okumadım-. Aralarda ufak şarkılar, resimler gelir belki, güzel olur diye umuyorum.

Ve şunu da tekrar ediyim; ufak bir şey yazdığımda bile yazmayı ne kadar sevdiğimi, ne kadar özlediğimi tekrardan anlıyorum, bu çok güzel bir duygu. Ben sanırım kendimi en çok bu yazma işinde buluyorum, devam etmek en iyisi olacaktır.

İlk yazı yarın, sonrasına bakalım.

Şunu dinleyin yarına kadar : tık.

18 yorum:

Adsız dedi ki...

Bir şey diyeyim mi "o" seni fazla abartmış. O kadar iyi değilsin ayrıca milyonlarca aynı şeyleri yazıp, tekrarlayanlardan birisisin. Hani azıcık mütevazılığı öğren. Birde özgün ol. Çalıp çırpma.

Hayal Meyal dedi ki...

E hoşgeldin o zaman 1 :)

Cem(sallanyuvarlan.blogspot.com) dedi ki...

incir reçeli'ni pek sevmemiştim bende. ayrıca ek olarak Fenerbahçe'yi sevmeyeni sevmem..

Eren dedi ki...

adsız,

bana mütevazi ol demişsin ama eğer kızmassan sana bir şey söylemek istiyorum:

''birde özgün ol'' yazarken de ayrı yazılır. dahi anlamında.

he bir de, beğenmiyorsan okumama gibi bir şansın var yahu, özgün olmayan adamı neden takip ediyorsun?

@hayal meyal

hoşbulduk :)

@cem

ben fenerbahçe'yi doğduğumdan beri seviyorum, benim için belirtilmesi gereken bir şey değil

Mia Wallace dedi ki...

Ohhh bee! yavaş bile olsa yazıları bekliyoruz artık yarından sonra ve O'na çok çok teşekkür ediyoruz burdan, seni o saçma karardan döndürdüğü için.. :)

çok sevindim! şarkı da harikaa! muse'a bayılırımmm. ama plajda kitap okumayı, rokayı, maydonozu da severim ben, ehe :)

ama incir reçeli ve şebnem ferah'ı ben de sevmm, sevemem. :)

Hoşgeldinn! :)

defter dedi ki...

Çok zaman oldu,artık bıraktığını düşünür olmuştum.Yazmaya devam,hele bir de iyi geliyorsa.

Adsız dedi ki...

Kızmassan değil 'kızmazsan' olacak.

Millete imla ve kelimelerin doğru yazımı üzerinden ders vermek istiyorsan biraz kendini geliştir kardeşim...

İkinizi de tanımam ama, komik görünüyorsunuz bulunduğum yerden...

Eren dedi ki...

mia,

şebnem ferah ve incir reçeli kısmı daha önemli benim için, gerisini boşver, hoşbulduk :)

defter,

bırakacaktım ama devam ediyorum, bakalım nereye kadar giderse..

adsız,

heh, ben yazıyı ararsın şimdi imla hatası için diye düşünürken orada yanlış yazdığımı görmemiştim ki seninle artık daha iyi anlaşmaya başlıyoruz mütevazi kardeşim.

sahi 'kardeşim' lafını tanımadığın birisine kullanma, çok saçma gözüküyor.

bir de dediğim gibi, okuma beni, bu kadar basit ve doğal bir hakkın var, kullan onu.

İyi-Kötü dedi ki...

Başlık çok güzel olmuş."İşte bu!" dedirtti. (:

Eren dedi ki...

iyi-kötü,

çok teşekkür ederim :)

Adsız dedi ki...

İncşr reçeli begenilmez mi yahu :)Film'den bahsedıyorum tabi :)

Eren dedi ki...

http://www.youtube.com/watch?v=PE8qc2sTCeg&feature=player_embedded

bu videodaki kızın sesi varken bu film asla güzel olamaz :)

çok güzel olabilecekken berbat edilmiş bir film

5.7.1 dedi ki...

sevgili eren very big cat u
beautiful hıhhahahahı

ne var duygusal yorum mu bekliyosun benden?

Eren dedi ki...

senden duygusal yorum bekleyen yok sezer bey, kendinizi unutturmayınız :)

summer dedi ki...

buna ben sadece iyi haber derim :)

şarkıyı da çok sevdiğimi belirtmeden geçemem :)

Eren dedi ki...

iyi haber olmasına ve şarkıyı sevmene sevindim :)

Cem(sallanyuvarlan.blogspot.com) dedi ki...

eren:olsun yine de söyleyeyim dedim..

Eren dedi ki...

iyi yapmışsın..