21 Mart 2011 Pazartesi
Penceremden #20
-Pencere açılsın
-Ben geldim, ne kadar üzün süre oldu biliyorum, farkındayım ama blog zaten 'bence' tam anlamıyla düzen olmaması gereken bir yer blog sonuçta. Evet düzensizliği abarttığımın farkındayım ama açıkcası açıp yazasım gelmiyordu. Şimdi başlıyorum, söz veremem ama devamı gelecektir..
-Bir insan için değişmek güzel şey, içindeki diğer kişiyi çıkarmak da güzel. Kıskanmak daha güzel. Karın ağrısı güzel, sinirlenmek daha bi güzel; sevmek güzel.
-Şarkıya parça, arabaya araç diyen adamla çok fazla muhabbet etmem.
-Bir de çok samimi olmadığı kadına 'tatlım' diyen adamdan korkacaksın. Hoş samimi olduğum kadına da demem ama böyle beyaz ve dalgalı saçlı amcalar söylüyor bunu genelde, dikkat etmek lazım.
-Ambulansın arkasına takılıp giden adam kadar Türkiye'ye ait, vatanını seven ve zeki adam bulamazsın, çok güç..
-Otobüslerde yeni bir drama daha şait oldum ve içim parçalandı: Önlerde bir kızın yanındaki boşluğu görmeyip arkada bir erkeğin yanına oturan terbiyeli kızın dramı. Oturduktan sonra gördü, poşetlere eli gidecekmiş gibi oldu ki soluna döndü ve adamı gördü. Adam da adam yani, bildiğin adam. Erkek demek güç. Poşetleri bıraktı, dizini biraz dışarıya çıkartıp oturdu, üzüldü de üzüldü.
-Hayatım sonuna kadar bir ilaç kullanmak zorunda olsaydım gözümü kırpmadan 'Calpol' ismini verirdim. Öyle bir koku, öyle bir tat yok. Yarreeppim hasta olmak istiyorum.
-''Ay şu yok eskisi gibi çok hüzüleniyorum''cu adam değilimdir genelde ama bu otomatik apartman ışıkları beni çok geriyor. Benim en üst katta oturan arkadaşlarım eskiden ben aşağıya inene kadar beni beklerlerdi. O daracık merdivenlerde beni kasvet basıyor zaten, tam ortada yeni bir espri türetip kapıyı kapatmamasını falan sağlardım öyle bir şansım da kalmadı. İnene kadar yalnızım, kedi falan sıçrasa üstüme diyelim ki ne yapıcam ben?
-Dünya üzerinde bir gerçek var ki; kadınlar daima kiloludur. Bir tanesinin de ''Ayol-kadınlara bu kadar yakışan bir hitap şekli var mı başka dilde?- benim kilom çok ideal vallahi, çok iyi hissediyorum'' dediğini duymadım. Hepsi kilolu arkadaş, hepsi kilo vermeli, of.
-Geçenlerde çok ilginç bir hadise yaşadım. Sevdiceğimle buluşmak için acele gitmem gereken Kadıkoy'e trenle gittim ve durağın birinde üç dakikamız köpeğiyle trene binmeye çalışan kadın yüzünden geçti. Güvenlik görevlisi haklı olarak almıyor ama kadın da ''Bağırmaz, ses çıkarmaz'' diye adamı ikna etmeye çalışıyor. Köpeğin kafasını kapıya sokuyor kapatmasınlar diye falan, böyle ruh hastası göremdim ben.
-Diğer hafta otobüsle gittim Kadıköy'e ve dümdüz Bağdat Caddesi dört şeritli yolunda bir kamyonet devrilmeyi başarmıştı. Kadıköy girişinde ise İETT bir arabaya çarpmıştı. Tam 2.5 saate gittim. Allahtan kitapçıya girdiği zaman hayatını unutan bir sevgilim var, hüdüdüdüdüdü-sevme efekti- .
-Bir ara 'Dokun Bana' vardı, ne pis yarışmaydı o öyle.. Şarkısı da vardı hatta ahanda şu : TIK.
-Alarmı asla net bir saate kurmuyorum. Saat 9'da kalkacaksam 9:02'ye falan kuruyorum. Hatta net bir süre yatmak için saat 12:06'da yatıyorsam sabah 9:06'a kuruyorum. Öyle küsüratlı yatmayı sevmem. Yatakta dönüşlerimle geçen zamanlar falan da benim içimde olan şeyler, alarmı ilgilendirmez.
-Ben metal gri kalem traşların insan kesebileceğine inanırdım küçükken, ne güzel şeylerdi onlar. Bir de çok pahalı gelirlerdi bana. Diğerleri 50 kuruş o 1 lira, of of of.
-''Sonbaharda sevdim seni, son baharım ol'' diye bir söz yazılmış, ne güzel yazılmış.
-Kapatırken Redd'den 50-50 çalıyorum, fizy'de neden hala daha ağız burun var hiç bilmiyorum.
-Pencere kapansın.
-Saygı benden.
Laf aramızda, penceremden yazmayı çok özlemişim
Etiketler:
Pencerem
Kaydol:
Kayıt Yorumları (Atom)

7 yorum:
Ben ev arkadaşın olduğum için samimi olabileceğimi düşündüm.Gerizekalı herif alarm muhabbetine çok güldüm hahaha.
Gözlem güzel şey..Yazı da bütünüyle tabi.
hahaha bak ruh hastasına bak.
eyvallah emti, beğendiysen ne ala.
ayrıca içerde beş arkadaşın varken bilgisayarda ne işin olduğunu da şu an yanına gelip sormayacağımı düşünüyorsan yanılıyorsun
özlemiştik penceremden'i! çok iyi geldi ilaç gibi geldi :)
Favori yazılarımdan biri oldu. Okurken çook eğlendim özellikle şu "tatlım" diyen kişi tasviri çok başarılıydı!
"böyle beyaz dalgalı saçlı amca" :D
Bir de Calpol benim de favori ilacımm ımmm ama yine de hasta olmayalım! :)
Şu otomatik ışık olayı çok fena hep stres basardı beni merdivenleri koşarak inerdim ama hiç ya kedi sıçrasa üstüme diye düşünmemiştim (yine çok güldüm) :D
Son olarak ne güzel sözmüş o, ne güzel yazılmışş..
ben de en yakın arkadaşın olduğuma göre -mete kaybol- şu saat olayını benden gördüğünü kabul etmeni bekliyorum.
bi de allah belanı versin senin arkadaş. almadın gittin şu çoraplarını. 2 ev değiştirdim hala bende o lanet çorapların. yeter ulan.
@mia
benim de favori yazım oldu ama yine yorum yok :D ayrıca tatlım işte, beyaz saçlı ağabey, klasik.
bence de hasta olmayalım işler sakata gelir! :D
benim o indiğim binada hep kedi oluyor ordan biliyorum :D
bence de çok güzel yazılmış!
@faruk
senin çorabın da bende nolmuş ulan?
ayrıca saat olayını ben senden görmedim yanlış hatırlıyorsun herhalde?
son bahar sözü cidden çok güzel yazılmış.
bende penceremden okumayı özlemişim, o değilde ben buralarda yokken niye girip okuyamadım ki seni.
bende alarmı asla küsuratlı bi zamana kuramıyorum, hıı 7 de kalkacaksam 7ye 5-10 kalaya kuruyorum ayrı bence çünkü hiç kimse alarm çalar çalmaz kalkamaz sanırım :D
ne güzel penceremden okumayı özlemeniz, teşekkür ederim hepinize ayrı ayrı, ne mutlu.
neden okumadığını bilmiyorum ama bundan sonra olmasın lütfen :D
alarm çalar çalmaz kalkan varsa beni okumayı bıraksın, net.
Yorum Gönder