23 Temmuz 2010 Cuma

Aşk İçin Tanımlar ve Ayrıntılara Takılı Kalmak Üzerine




Hayatım boyunca yaşadığım veya tanık olduğum her ikili ilişkide gördüm ki her şeyi basite indirgemeye çalışıyoruz. Her şeyi belli bir tanıma uydurmak, belli bir kalıba sokmak istiyoruz ama benim de bildiğim tek bir doğru varsa o da o ikili ilişkinin sadece düşünmeden, aslında ne yaşadığını bilmeyerek yürüyebildiğidir.

Aslında sorun bunlardan önce en başta başlıyor. İnsan her anlaşabildiği, her gülebildiği insandan hoşlandığını, onunla mutlu olabileceğini sanıyor, sen de sanıyorsun, ben de sanıyorum. İlişkiyi kolay bir şeymiş, biraz çabayla yürüyebilirmiş sanıyoruz. En sonunda da bitmez sanıyorsuz ama bitiyor.

Birisi vardı mesela, sürekli ‘’Ne olacağız biz?’’, ‘’Ben seni seviyorum da aşık olamıyorum’’, ‘’Ya olmazsa?’’ derdi bana. Israrla ‘’Sorgulama’’, ‘’Aşkı tanımlarda arama’’, ‘’Kendini zorlayarak zaten olmaz bu iş, bırak ne olacaksa olacağına varsın’’ derdim bende. Aslında ilk başlarda, hiçbir şey sorgulamazken her ilişkinin olduğu gibi bu da güzeldi. Hiçbir şey düşünmüyorsun sonuçta, ne olacağız demiyorsun. Sadece birbirini anlamaya çalışıyor ve zaman geçiriyorsun o kadar. He bir de en önemlisi mutlu oluyorsun. Sonra gelecek ve tanım kaygısı sarıyor dört bir yanını. En fenası da hayaller kurmaya başlıyorsun. Hayal konusunda da çok ufak bir çizgi var. Hayal kurmak mecburi, hayal kurmak çok güzel ama bu hayal üzerinden plan yapmak çok kötü. Hayal kurduktan sonra, onlara kapılıp yaşarsan da acı son kaçınılmaz oluyor çünkü kafanda sen her şeyi kurmuşsun. Bu hayallerin sonu beraber yuva kurmaya bile varıyor. Çocuğunuz olmuş, senin işin var, sevgiline istediği mesleğe dair bir dükkan açmış oluyorsun genelde ve çok mutlusunuz.. Sonra bir film yüzünden, bir takım yüzünden ya da bir kadın yüzünden bu hayalleriniz son bulabiliyor. Hayallerini sonlandırmanın saçma sapan bir yolu olmadığını birisi bana savunabilir mi ? ve sizin kafanızda kurduğunuz her şey tek bir hamleyle darmadağın olduğunda size yapabilecek tek bir şey kalıyor : Üzülmek. ‘’Hani … olacaktı’’ cümleleri beyninizi kemirmeye devam ederken siz kendinizi toplumdan soyutlamaya başlıyorsunuz ve sonuç olarak artık inancınız kalmıyor, hayalleriniz kalmıyor ve doğal olarak mucizler de kalmıyor.


Bırakın tanım yapmayı, kalıplara sokmayı. Aşk dediğiniz şey zaten bir sürü dengesizliğin bir araya gelerek garip bir denge oluşturması değil midir ? O zaman neden bu denge arama çabası ? Neden kalıplara sokma çabası ? Neden sorgulama ? Dünyada en mutlu olduğunuz yer sorgulamadığınız yer değil mi ? Eğer biraz inancınız varsa, sizi yarattığına ve kolladığına inandığınıza sığınırken hissetiğiniz huzuru, O’nun olduğunu sorgularsanız eğer, hissedebilir misiniz ?

HAYIR. Hissedemezsiniz.

2 yorum:

Sazan dedi ki...

Piişşttt, aramızda kalsın, sanırım ben bi adamdan çok hoşlanıyorum :)

Pek de korkuyorum ama, neyse...

Aşk dediğiniz şey zaten bir sürü dengesizliğin bir araya gelerek garip bir denge oluşturması değil midir ?

Öyledir di mi?

Bırakayım yani yoluna? Ya üzülürsem ama, çok üzüldü bu Sazan zamanında (gerçi hangimiz üzülmediki)...

Kimseye anlatasım yok ve fakat herkes bilsin istiyorum...

Üzülmeyeyim tamam mı? :)

Delilik keşke parayla olsaydı...

Eren dedi ki...

öyledir öyledir!

bak sana bir şey söyliyeyim mi?

sen bana bunları sordun ya, ben bir yazı yazacağım.

üzülmeyeceksin, bunları soruyorsan eğer.

parayla olsaydı bi anlamı kalmazdı, biz ne yapacaktık?